It’s Okay to Not Be Okay 4. Bölüm İncelemesi & Yorumu

Kim Soo Hyun ve Seo Ye Ji ‘nin başrolünde olduğu ‘ It’s Okay to Not Be Okay ‘ kore dizisi 4. bölüm inceleme ve yorumu ile karşınızdayız. Bu bölüm üzücü bir bölümdü. İzlerken bizimde gözlerimiz doldu. Drama, çocukluk travmasının insanları nasıl etkileyebileceğini ve daha sonra neler olduğunu göstermek için iyi bir iş çıkarıyor. Öyle ki Kim Soo Hyun ve Seo Ye Ji’nin oyunculuklarını tebrik ettik. En önemlisi daha da meraklanır olduk. Ne oldu da Moonyoung’un ailesi bu hale geldi. Bu sırlar açığa çıkana kadar taş olup çatlamasak iyidir.

Küçük bir kasabada erkek bir çocuk dünyaya gelmiş. Solgun bir teni ve kocaman gözleri varmış. Evladını büyütürken annesi onun hiçbir duyguya sahip olmadığının farkına varmış. Bütün arzusu yemekmiş, bir zombi gibi. O yüzden annesi köylüler görmesin diye onu bodruma kilitlemiş. Ve her gece evladını beslemek için komşularının çiftlik hayvanlarını çalmış. Onu bu şekilde gözlerden uzak büyütmüş. Bir gece tavuk çalmış. Ertesi gün bir domuz. Bu şekilde yıllar yıllar geçmiş. Sonra bir gün bir salgın başlamış. Hayvanları telef etmiş ve hatta insanların da canını almış. Salgından sağ kurtulanlar köyü terk etmişler. Ancak annesi oğlunu yalnız bırakamamış. Ve onun açlıktan ağlamasını dindirmek için bir bacağını kesip evladına vermiş. Sonra kolunu kesmiş. Bütün uzuvlarını vermiş. Gövdesinden başka hiçbir şeyi kalmadığında kalanları da yeyip bitirsin diye oğlunu kucaklamış. Çocuk iki koluyla sıkı sıkıya tutmuş annesinin gövdesini ve hayatında ilk defa sözcükler dökülmüş ağzından.

– Anne.. Sen ne kadar da sıcaksın…

It’s Okay to Not Be Okay 4. Bölüm İncelemesi & Yorumu
~~Zombi Çocuk~~

1) It’s Okay to Not Be Okay 4. Bölümü çok duygusal bir bölümdü. İki ana karakterimiz hakkında çok şey öğrendiğimiz flashbacklerle dolu bir bölüm. Her ikisi de yaşamları boyunca farklı acılar çekmişler belli. Kang Tae’nin “Ben de seninle mi eğlensem?” cümlesinin hemen ardından yan çizeceğini tahmin etmiştik. Ki anında yan çizdi.

Bu bölüm psikolojik hasta Min-Seok’un ailesine patlamasının ardından devam ediyor. Çalışanlardan biri Moon Young’u eylemlerinin sonuçları konusunda uyarıyor, ancak Kang Tae cool bir hareketle dersini veriyor. Bu kısımda Moonyoung’un adamı tiye aldığı anlar tam komediydi. Ağzı bozuk bir Moonyoung vardı bu bölümde anlayacağınız.

2) Hastanın ailesine karşı patlamasının ardından Kangtae‘nin de geçmişine göz atıyoruz. Zira psikolojik hastada kendisinden bir parça görüyor. Flashbackler de, Kang Tae‘nin annesinin abisine daha çok ilgili olduğunu ve kardeşine bakmadığı zamanlar annesi tarafından kınandığını görüyoruz.

Öyle ki annesinin seni abine bakman için doğurdum dediği zaman Kang Tae’nin yüzündeki tebessümün kayboluşu hepimizi üzdü. Elbette annesi Kang Tae’yi de kendince sevmiştir. Elbette ebeveyn olarak hasta olanla daha çok ilgilenmek zorunda kalmıştır. Ama yaptığı bu ayrımın oğlunda ne kadar derin bir boşluk bıraktığının farkına varsaymış keşke diye düşünmeden edemiyoruz.

3) Kang-Tae, Hemşire Ju Ri’yi memnun etmeyen bir şekilde Moonyoung ile arabaya binip seçim yerinden ayrılmaya karar verir. Arabada çiçekler hakkında konuşurlar. Moon Young çiçeklerin yaprak yaprak dökülmesinden nefret ettiğini tek bir kerede döküldüğü için manolya sevmesinden bahseder. Kangtae ise, ilkbaharın başlangıcını ayrılması gerektiği için sevmediğini fısıldar.

Yolda ilerlerken bir şeyler yemeye karar veren çiftimizin halleri çok güzeldi. Özellikle Moonyoung’un, Kang Tae’nin fakir olmasını değilde cimri olmasını sorun etmesi tam komediydi. Bu arada yayın ofisinden Bay Lee, Kang Tae’yi Moonyoung’a karşı uyarmak için arar. Ayrıca kitap satışının durdurulduğunu ve yeni bir tane yazmaya başlaması gerektiğini de söyler.

Ramenlerini yerken Kangtae, Moonyoung’a kitabının yasaklandığını söyler. Ona kardeşi için yaptıklarından mı kaynaklandığını sorar. Moonyoung insanların çizimlerin çok garip olduğunu ve arkasındaki mesajı göremediklerini söyler. Kang Tae’ye de okuyup fikrini söylemesini istediğinde “Masallar için fazla yaşlıyım?” diyen Kang Tae’nin başı okşanınca, Moonyoung’un da söylediği gibi aslında sevgiye hasret bir çocuğun içinde hala yaşadığını görüyoruz.

4) Tekrar arabaya bindiklerinde, Kang Tae ona neden babasını yürüyüşe götürmediğini sorunca Moonyoung, demansı olduğunu, ruhunun ölü ve vücudunun boş bir kabuk gibi olduğunu öylece ölüp gitse keşke dediğini duyduğumuzda Moonyoung’un babasına karşı baya öfkeli olduğunu anlıyoruz.

İnsanların kendisi için eşya olduğunu düşündüğünü söylemesi üzerine Kang Tae sinirlenir ve araban iner. Moonyoung kızmasının sebebini anlayamaz. “Benden ne bekledin?” diye sorar. Kang Tae’ye “Seni seviyorum” diye ilk bağırdığına Kangtae’nin duraksaması aslında Moonyoung’dan ne beklediğini de bir nevi ortaya çıkarır. “Sevgi istiyor yaw!” diye haykırıyoruz ekran başında.

5) Moonyoung saçını tararken bir anda annesinin fırçayı tuttuğunu ve ona ne kadar özel olduğunu söylediğini hatırlar. Daha sonra onu yerde kanlı bir cesedin bulunduğu kilitli bir odanın arkasında elinde anahtarla durduğunu görüyoruz.

Tam olarak ne olduğunu anlayamadık ne yazık ki. Moonyoung’un ailesi hakkında ki sır yavaş yavaş açığa çıkacak gibi duruyor. Annesinin ölümüyle alakası var mı onu da anlayamadık. Lakin babasının Moonyoung’a olan öfkesine bakacak olursak ilgisi var diye düşünmeden edemedik. Tabii neler olur bir şeyler söylemek için henüz erken.

6) Ertesi gün milletvekili Kwon hastaneye gelir. Öfkeyle Moonyoung ile Kangtae’nin ondan özür dilemesini ister. Kangtae Moonyoung’a haber verilmemesini söyler ve tek başına yüzleşir. Kwon oğlunu işe yaramaz olarak nitelendirir. Eğer gerekirse, oğlunu farklı hastanelere taşımaya devam edeceğini ve böylece kilitli kalacağını beyan eder. Tüm çocukların ailesine faydası olsun diye doğduklarını söylediğinde Kangtae daha fazla dayanamıyor ve “O zaman dünyaya getirmeyecektiniz!” diye bağırır ve milletvekili kendisini tokatlar.

Burada milletvekiline öyle gıcık olduk ki anlatamayız. Zira paran var diye her şekilde at koşturabileceğini düşünen insanlar en korkunç en sefil insanlardır. Haklıymış gibi bir de tokat atması ise affedilemez bir hareketti. Gerçi müdür şantaj yaparak ders verecek kendisine o yüzden oh olsun diyoruz.

7) Tokattan sonra Kangtae, abisi ve Moonyoung’ı dışarıda konuşurken bulur. Tokat yemesi ve geçmişin üstüne üstüne gelmesi yüzünden sinirli olan Kangtae abisinin kalbini de kırar. Kangtae’nin yüzünün kızarık olduğunu gören Moonyoung kimin yaptığını bilmekte ısrar eder.

Moonyoung’un merakının gerçek olmadığını düşünen Kangtae: “Sen, hangi duygunun seni böyle öfkelendirdiğini bilmiyorsun. Hiç bir fikrin yok. İçin boş. Sadece ses çıkarıyorsun. Boş bir teneke gibi. O yüzden hiçbir fikrin olmadığı halde benim hakkımda her şeyi biliyormuş ve anlıyormuş gibi davranma. Hayal dünyasında yaşama. Sen öleceğin güne kadar anlayamayacaksın beni. ” diyerek çekip gidiyor. Bu esnada iç sesimiz mi ne diyor? “Tamam sinirlendin. Tamam tokat yedin. Ama bu kadarı da ağır olmadı mı beh!” diye bas bas bağırıyor.

8) Bu ağır sözler yetmemiş gibi Moonyoung bir de babasından yana dumura uğratılır. Babasının Moonyoung’u görür görmez canavar diyerek onu boğması üzerine yazarımız da dayanamaz ve yarı gülen yarı ağlayan bir halde öylece yerde kalakalır. Seo Ye Ji’nin oyunculuğuna bir kez daha takdir ettik.

Kangtae otobüsle eve dönerken, yaşadıklarından sonra kendini yollara vuran Moonyoung’u yalnız başına görür. Bu esnada Moonyoung Kangtae ile konuşmasını hatırlıyor “Sende öleceğin güne kadar beni anlayamayacaksın.” der. Bu arada aklımıza gelmişken, hastanede Moonyoung’u takip eden birisi var sanıyoruz. Akıl hastalarından biri büyük ihtimal. Ama kim olduğunu çözemedik. Bakalım yakında kokusu çıkar.

9) Son sahnelerde Kangtae dayanamaz ve Zombie Çocuk kitabını okur. Burada Kang-Tae’nin annesini hatırlaması ve annesinin sevgisine ihtiyaç duyması üzerine döktüğü gözyaşları bizleri de çok üzdü. Masaldan bahsetmiyoruz bile. Dediğimiz gibi dizinin içindeki masallar ayrı bir dizi olur o derece anlamlılar.

Kangtae’nin arkadaşı eve gelip Moonyoung’un babası ile yaşananları anlattığında dayanamayıp yazarımızın yanına koşması da çok özeldi. Yağmur altında birbirlerine o kadar anlamlı baktılar ki. Moonyoung’un Kangtae’yi gördüğünde ki tebessümü de içimizi yaktı. “İyi ki geldin.” bakışıydı bildiğiniz. Birbirlerine sarıldıkları o an hiç bitmesin istedik.

It’s Okay to Not Be Okay 4. Bölüm inceleme ve yorumunun da sonuna geldik. Drama şu ana kadar oldukça ilginçti ve karakterleri ilerleyen bölümlerde görmek için sabırsızlanıyoruz.

Sizler It’s Okay to Not Be Okay 4. Bölüm hakkında neler düşünüyorsunuz? Aşağıda yorumlarda bizlere bahsedebilirsiniz.

missy

Kendi halinde geçinip giden nev'i şahsına munhasır

Bir Cevap Yazın